20080514

oku


OKU, İz Öztat'ın İstanbul'daki ilk kişisel sergisi. Öztat, geçirgen yüzeyli yapılarla, PiST'te yeni bir iç ve dış mekan yaratırken farklı alanlara - özel, kamusal, kutsal - referansta bulunuyor. Yüzeyin neyi geçirip neyi dışarıda bırakacağının ve bu kararların öznesinin muğlak kaldığı yerleştirmede, hacimsel olmayan şeffaf bir mimari kullanılıyor. Ayırma ve aynılaştırma aracı olan elekler izotrop dairesel bir örgü oluştururken, yüzeyler farklı okumalar önerecek şekilde bezeniyor. Bu sergideki elekler, gümüş ve bakır işler, İstanbul'un kentsel dönüşüm planları doğrultusunda kapatılma tehlikesiyle karşı karşıya kalan iki zanaat atölyesinin işbirliğiyle üretildi. Elekler Tahtakale'de; "SURP HRANT", "HACER'ÜL ESVED", "ALIN ZIRHI" ve “KARiYE” ise Mahmutpaşa’daki atölyelerde hazırlandı.

20080512

Tasarımda Kararlı Yalınlık

Ana konusu bilinçli olarak basit düşünülmüş, üretilmiş ve rahat kullanılabilir mobilya olan ve özellikle Almanya’da ortaya çıkan akımların arka planından yola çıkan bu sergi, amacı sade ve kişiselleştirilmiş bir yaklaşımdan alternatif bir tasarım kültürünün gelişip gelişemeyeceği sorusunu irdelemektedir. Segilenen 63 eser bu yeni tasarım konseptinden örnek sunmaktadır.

ifa - Uluslararası Kültür İşleri Enstitüsü ve Milli Reasürans Sanat Galerisi işbirliğiyle

15 Mayıs - 15 Haziran 2008
Milli Reasürans Sanat Galerisi
Teşvikiye Cad. No: 43-57
Teşvikiye

XXI Blog Yuvası

Mimarlık ve tasarım dersigi Yirmibir, tasarımın farklı alanlarını konu edinen blogları biraraya getiren bir projeyle karşımızda: Blog Yuvası

20080505

build dwell think

"Mortals dwell in that they receive the sky as sky. They leave to the sun and the moon their journey, to the stars their courses, to the seasons their blessing and their inclemency; they do not turn night into day nor day into a harassed unrest."

20080501

mimarlık hissi

3-5 çizgi ya da anlatılmadan birşey anlamanın mümkün olmadığı maketçikler üzerinden saatlerce iç kurutucu konuşmalar yapmamızın nedeni konuşmaya değer birşey ortaya çıkartamıyor ya da azıcık zaman harcayıp çıkartmıyor olmamız mı? Durup ilham gelmesini bekliyor değiliz ama başına oturup çizmeyi, yapmayı da erteleyip duruyoruz. Kafamızın karışıklığı bahane, neyin nasıl yapılacağını hala bilmiyoruz. Herşey hislerle ilerliyor ama bu hisleri doğru düzgün temsil edemeyip altlarını manasızca uzun konuşmalarla dolduruyoruz.

O kadar laftan sonra beceriksizce yaptığımız işlere bakıp da hiç birini göremediğimizde ne oluyor peki? Diyelim ki "mimarlık hissi" denen şeyi iyice öğrendik, neyin iyi, neyin kötü olduğunu anlayabiliyoruz artık, peki doğru olduğunu hissedeceğimiz birşeyleri kendimiz ortaya koymayı nasıl öğreneceğiz?

Kimi zaman okul projelerinde gördüğümüz, güzide bir beldemizi ("sorunlu" olması nedeniyle ya da rastgele seçilmiş de olabilir) belirleyip orada "analiz"ler yapıp, tutunacak birer dal bulup, kendi kişisel sorunumuzu seçip kendi kişisel çözümümüzü üretip bunu evrensel olarak kabul görmüş olması muhtemel klişelerlerle gerekçelendirdiğimizde mimarlık mı yapmış oluyoruz? Eğitimin önemli bir parçası muhtemelen sorunu da bulabilmek. Fakat bazen ister istemez bu yaklaşımın nedeninin "mimarın dünyayı iyileştirme saplantısı" olduğunu düşünüyorum. Neden bir türlü talep üzerinden gelişen bir proje dersim olmadı? Yoksa bu düşünce, oldukça uzun(!) mimarlık eğitim hayatı boyunca hiç "yer bu, sorun bu, çöz bakalım" tipi proje yapma lüksüne erişememiş benim kaçma yöntemim mi?

20080429

Koolhaas Houselife


Ne zaman Storefront'tan bülten gelse, yolum New York'a düşsün istiyorum.

http://www.youtube.com/watch?v=ITeCBOTS8bk

ON MOCK-UPS, HOME VIDEOS AND HOUSEKEEPING
A FILM-BASED EXHIBITION IN 3 PARTS

3 - Koolhaas Houselife
Stories from the daily life of Guadalupe Acedo, caretaker and housekeeper of the House in Bordeaux designed by Rem Koolhaas
A film by Ila Bêka and Louise Lemoine
April 22 - May 3, 2008

Opening Reception Tuesday April 22 at 6.30 PM

Koolhaas Houselife is a film by Ila Bêka and Louise Lemoine on one of the masterpieces of contemporary architecture: the house in Bordeaux designed by Rem Koolhaas/OMA. Unlike most movies about architecture, this feature focuses less on explaining the building, its structure and its virtuosity than on letting the viewer enter into the invisible bubble of the daily intimacy of one of the icons of contemporary architecture. This experiment presents a new way of looking at architecture and broadens the field of its representation.

Like any house, this is a place where different lives are lived, with all its chaos, its wear and tear, and its changes. The work of Bêka and Lemoine offers us a portrait of the real and changing vitality of one of those monuments that we believe are immortal. This is realized through the stories and daily chores of Guadalupe Acedo, the home's caretaker and housekeeper, and the other people who look after the building. Following and interacting with Guadalupe, blooms an unusual and unpredictable look at the spaces and structure of the building.

20080415

Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi